25 Eylül 2026 | 23:44   |   Doğru haber, güçlü toplum...
Telegram
Ekonomi

Çalıştay arkası milli maçlar

Çalıştay arkası milli maçlar
Milli takımın Dünya Kupası'nda ortaya koyduğu performansın kimseyi tatmin etmemesiyle birlikte, yapılacak analizin öznelleştirilerek değerlendirilmesinin bir karşılığının olması mümkün değildir. Ortada yapısal sorunlar varken, bunun dışında bir tek bakış açısı süreci sakat kılar. Sorumluluk alması gereken TFF'nin tüm paydaşları toplayarak bu süreci çalıştay veya bir değerlendirme toplantısı altında bir emek harcayarak rapor oluşturması gerekirken, bunu yapmaması sorunun parçası olarak devam edeceği anlamına gelmektedir. Bir sorumluluk almak adına değil, ama sorumlu davranarak kamuoyunda bir tartışma ortamı yaratmak adına böyle bir çalıştayı organize ettik. Koordinatörlüğünü benim yaptığım, Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yükseköğrenim Mezunları Derneği, Futbol Ekonomi Platformu ve Kadıköy Belediyesi ile ortaklaşa düzenleyeceğimiz ‘Dünya Kupası Sonrası Türk Futbolu Analizi’ isimli çalıştay 25-26 Eylül 2026 tarihlerinde Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi'nde yapılacaktır. Dört başlık etrafında oluşturulacak çalışma grupları: TFF’nin yapısal sorunları ve kurumsallaşması, kulüplerin yapısal sorunları, futbolun finansal sorunları ve borç sarmalı ile futbolun ekol ve teknik analiz başlıkları üzerine, yaklaşık 30 kişilik akademisyen ve futbol insanı bir araya gelerek iki günlük süreç sonunda bir sonuç raporu oluşturup bunu kamuoyuyla paylaşmayı düşünmekteyiz. Tabii, arkasından milli maçların olması süreci için bir değerlendirme yapmak adına değil, ama gelişmeler açısından önemli bir kıstas olacaktır. Maçlar üzerinden bizim beklentimizin olması söz konusu değil. Belki sonuç raporu üzerinden değerlendirmeler yapılırken, bu maç periyodu kendini destekleyen içerikler üretemeye neden olabilir. Dünya Kupası sonrası özellikle Montella üzerinden sorun öznelleştirilerek yürütülen eleştirilerin eksikliği üzerinde ben kişisel olarak fazlasıyla durmaya çalışmıştım. Bunlar benim kişisel düşüncelerimdi. TFF’nin de sadece başkan üzerinden değerlendirilmesi eksik kalır. Ortada yanlış ve hatalar zinciri varsa, buna sebep olan tüm argümanları ve yönetim mekanizmasını hiyerarşik olarak inceleyip değerlendirme yapmak gerekir. Karar mekanizmalarından uygulama mekanizmalarına kadar tüm organizmanın bağlantılarıyla ele alınarak konuşmak lazım. Sanırım işe liyakatten başlamak gerek. Genel kurul yapısı, kurulların antidemokratik kurgusu, profesyonel destek ünitelerinin olmaması ve uygulamalardaki aksaklıklar tartışılması gereken konular. Bugün yabancı oyuncu cennetine dönen Süper Lig’in, Avrupa ligleri içinde oyunu belirleyici özelliklere sahip bir lig kimliğine sahip olamaması ve skor üzerinden sonuç odaklı bir kurgunun geçerli olması, Avrupa ile rekabeti kısıtlamasıyla birlikte, dünya ile rekabette de sıkıntılı bir duruma sokmaktadır. Futbol oyunu, finansal yönetim mekanizmasının doğru kurgulanmasıyla, oyunun bunun üzerinden küresel ölçekteki anlayışa bağlı kalarak, kendi kültürel kodlarından içerik üretmesi neticesinde bir kimlik oluşturması zorunludur. Aksi durumda âtıl kalarak rekabet özelliklerini tamamen kaybedecektir. Kulüplerdeki yeterlilik ve yönetim mekanizmasının ehliyeti ile küresel ilişkilere ve rekabete cevap verecek donanımlara profesyonel olarak hazır olamamaları önemliyken, başkan, menajer ve başkanın adamaları anlayışının egemen olması, bir noktada bilgiyi de reddetmek anlamına gelmektedir. Diğer bir önemli ve tartışılması gereken konu altyapı sorunudur. Hem müfredat olarak doğru ve pedagojik içeriğe sahip değil, hem de futbolun yaş kategorilerine göre sürecini tamamlaması gereken teknik içerikleri doğru kurgulanamıyor. Bu eksiklik, çocuğun yaş gelişim dönemlerini eksik geçirerek yukarıda sorunlu çıkmasına ve rekabet gücünü kaybetmesine neden olmaktadır. Bu noktada milli takımdaki oyuncular üzerinden gidersek, belki sorunu daha net anlatabilirim. Montella ilk geldiği zaman kısa sürede takımın bir şablon üzerinden oyun oynatması beraberinde olumlu sonuçlar da getirmişti. Hem Avrupa Şampiyonası’na hem de Dünya Kupası’na gitmeye hak kazandık. Buradaki fark ve değişim üzerine yapılan analizlerde Montella’nın neyi farklı yaptığı sorulduğunda, oyuncular, doğru pozisyon almayı öğrettiği üzerine konuşmuşlardı. Evet, sorun altyapıda alınamayan teknik beceri eksikliğinin doğuracağı sonuçları önlemekti. Ve işe buradan başlamak zorunda kaldı. Diğer önemli konu topu kullanma zaman dilimiydi. Bu Dünya Kupası’nda çok net belli oldu. Topu kontrol edip veya etmeden oyuna sokma süresi yüksek performanslı oyuncularında saliselerle ölçülürken, bizim altyapımızda yetişen oyuncularımız maalesef 3 saniye civarında bir süre zarfında bu işi yapmaya çalışmaktadır. Bu sorun hem baskı yenmesine hem de rakibin 10 metrenin üzerinde bir mesafe kat etmesine neden olmaktadır. Haliyle, sonuca gitmek için kaybedilen zaman rakibin set oyununa takıldığı için bunu çözmek için zaman ve pozisyon kovalamaktan başka çare kalmamaktadır. Montella’nın istifa edip etmemesi veya görevine son verilmesi adeta ‘Kırmızı Pazartesi’ sendromuna dönüştürülmüştür. Halbuki burada tartışılması gereken onun dışında, çok daha derin ve geniş konuları kapsamakta. Montella’nın sorunu olmayan konuları çözmeye çalışması, onun gitmesinden sonra da aynı sorunlarla yüzleşmemiz gerektiği gerçeğini bertaraf etmeyecek. Sorun isim değil. Sorun futbolun bütüncül anlayışındaki kırılmalardır.
ONLY AVAILABLE IN PAID PLANS
VIP BİLDİRİM İZNİ
Bu siteden ücretsiz olarak vip haber bildirimleri alabilmek için onaylayınız.