25 Eylül 2026 | 23:46   |   Doğru haber, güçlü toplum...
Telegram
Ekonomi

Vergide adalet çağrısı: Geçim krizi tercihtir

Vergide adalet çağrısı: Geçim krizi tercihtir
Yılsonu yaklaşırken çalışanların ücretlerindeki eriyiş tüm hızıyla sürüyor. Bunun en önemli sebebi önlenemeyen enflasyon ve hayat pahalılığının yanı sıra, şüphesiz ki ücretlilerden alınan gelir vergisi ve bu vergideki adaletsizlik. Nitekim TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu’nun son toplantısında yayımlanan sonuç bildirisi de bu meseleye doğrudan parmak bastı. Konfederasyonun çalışma hayatındaki gelişmeleri değerlendirmek üzere topladığı Başkanlar Kurulu, bildiride vergi adaletinin sağlanmasını, ücretlilerin alım gücünün korunmasını, sendikal hakların güçlendirilmesini ve kamu hizmetlerinde taşeron uygulamasına son verilmesini istedi. TÜRK-İş’in verdiği örnek, meselenin yıl içindeki somut yansımasını gösteriyor: 2026 yılında brüt asgari ücretin 2,5 katı kadar (aylık brüt 82 bin 575 TL) ücret geliri elde eden bir çalışan, yılın ilk iki ayında yüzde 15’lik dilimden vergilendirilirken, Mart ayında yüzde 20’lik, haziran ayında ise yüzde 27’lik dilime yükseliyor. 26 YILLIK MAKAS Bu tablo bir anda oluşmadı. DİSK-Ar’ın Haziran 2026’da yayımladığı “İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporunun vergi bölümü, meseleyi 2000’den bugüne yıl yıl izleyerek yapısal boyutuyla ortaya koyuyor. Rapora göre 2000 yılında gelir vergisi tarife ilk dilimi 2.500 TL, brüt asgari ücret ise 114 TL’ydi -yani ilk dilim, asgari ücretin 21,9 katı genişliğindeydi ve asgari ücretli bir çalışan yıl boyunca neredeyse hiç üst dilime girmiyordu. Rapordaki yıl yıl tablo, bu oranın nasıl aşındığını gösteriyor. • 2000: Dilim, asgari ücretin 21,9 katı • 2010: 11,8 katı • 2016 : 7,7 katı • 2020: 7,5 katı • 2023: 7,0 katı • 2026: 5,7 katı DİSK-Ar’ın hesaplamasına göre, eğer gelir vergisi tarife dilimleri 2000 yılından bu yana asgari ücret artışı kadar artırılmış olsaydı, 2026’da ilk dilimin 190 bin TL değil, 658 bin 553 TL olması gerekirdi. Yani işçiler, 190 bin TL’lik birikmiş kazançtan sonra değil, 658 bin TL’yi geçtikten sonra ikinci vergi dilimine girecekti. Rapor, dilim ile asgari ücret arasındaki bu farkın (makasın) büyüklüğünü de yıllara göre veriyor: 2001’de yalnızca 336 TL olan makas, 2023’te 149.474 TL’ye, 2026’da ise 468.553 TL’ye ulaşmış durumda. AŞINMA SÜRÜYOR DİSK-AR, SGK’nin prime esas kazanç verilerinden hareketle, 2026 yılında brüt 65.000 TL ücret alan bir işçi üzerinden yıl içi hesaplama da yapmış (raporun kendi ifadesiyle “brüt giydirilmiş ücret”). Buna göre işçinin vergi ve kesinti yükü ocak-mart döneminde yüzde 21,6 iken, mayıs-haziranda yüzde 25,9’a, eylül-aralık döneminde ise yüzde 29,7’ye yükseliyor. Yıllık nominal kümülatif kazanç üzerinden bakıldığında ise işçinin brüt ücretinin yüzde 26,1’i vergi ve kesintilere gidiyor -rapor bunu “işçiler yılın ortalama üç ayını vergi ve kesintiler için çalışıyor” ifadesiyle özetliyor. VERGİ TABANA YAYILDI Tablo yalnızca gelir vergisiyle sınırlı değil. Raporda, dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV vb.) toplam vergi gelirleri içindeki payının 1990’da yüzde 48 iken 2025’te yüzde 62’ye yükseldiği; buna karşılık doğrudan vergilerin payının aynı dönemde yüzde 52’den yüzde 38’e gerilediği belirtiliyor. 2013-2025 döneminin 11 yıllık toplamına bakıldığında ise dolaylı vergilerin payı yüzde 64’e çıkıyor. Aynı dönemde ücretlilerden kesilen gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 19,6 iken, şirketlerin kurumlar vergisi payı yalnızca yüzde 13,1’de kalmış -yani ücretliler, şirketlerden daha fazla vergi ödüyor. Mülkiyet/servet üzerinden alınan vergilerin payı ise 2014’te yüzde 3,7’den 2025’te yüzde 1,1’e gerilemiş. TALEPLER ÖRTÜŞÜYOR DİSK-AR raporunda somut talepler de yer alıyor: Gelir vergisinin ilk dilim oranının yüzde 10’a düşürülmesi, vergi dilimlerinin yeniden değerleme ve asgari ücret artış oranının altında kalmayacak şekilde her yıl güncellenmesi, dolaylı vergiler yerine gelir ve servet üzerinden alınan doğrudan vergilere ağırlık verilmesi ve kalıcı bir servet vergisi uygulanması. TÜRK-İş’in bildirisindeki “az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasını esas alan adil bir vergi sistemi” çağrısı da özünde aynı noktaya işaret ediyor -iki ayrı işçi konfederasyonunun bağımsız şekilde aynı teşhis ve aynı çözüm önerisinde buluşması dikkat çekici. Netice itibarıyla, 2026 yılının son çeyreğine girerken ücretlinin cebinden çıkan her kuruş, bütçenin sırtını sağlama alıyor; sermayenin ve rantın vergisi ise sayfalar dolusu istisna ve muafiyetin arkasına gizleniyor. Vergide adalet, ücretliden alıp yine ücretliye “asgari” bir teselli olarak geri verilen bir sadaka değil; kazancına göre, gücüne göre, hakça bir paylaşım meselesidir. Mevcut tablo değişmediği sürece emekçi ve yoksul halka dayatılan bu “geçim krizi” bir tesadüf değil, bilinçli bir tercihin adı olmaya devam edecektir.
ONLY AVAILABLE IN PAID PLANS
VIP BİLDİRİM İZNİ
Bu siteden ücretsiz olarak vip haber bildirimleri alabilmek için onaylayınız.